• Cagdas Arman Bulut

Table Beer

Masadaki herkes için bira..

Table Beer yani Türkçeye çevirirsek masa birası, içilmek için masaya konulan her biraya söylenebilir. Fakat burada anlatacağımız farklı bir durum söz konusu. Table Beer, masaya oturan herkesin içebileceği yani masadaki herkes için bira anlamını taşımaktadır.


Belkçika ve Rahipler

Tarihte ilk çıkış noktası manastırlar olduğu varsayılan table beer, keşişlerin hem günlük içecek ihtiyacı için hem de hayvansal besinlerden arınarak yaptıkları oruç zamanında besin desteği olarak tükettikleri bira çeşididir.

Günlük 4-4,5 litre içecek hakkı olan rahiplerin, günümüz biralarının alkol oranını düşündüğümüzde her gün sarhoş gezmeleri demek. O sebeple ürettikleri biralar genellikle %0.5 ila %2,5 alkol oranı arasında değişmekteydi. 5nci yüzyılda keşişlerin bira üretmeye başladığını düşünürsek, o zamanlar ismini table beer denmiyordu. Kendi ihtiyaçları ve ziyaret eden cemaate sunmak, hatta manastır ihtiyaçlarını karşılamak için para kazanmak amaçlı ürettikleri bu biraların ismi Enkeldi. Düşük alkollü ve az hammadde ile üretilen bu biralar sonraları Trappist ve manastır biralarının ilk sınıfı olarak kabul edilmiştir.


Ortaçağ ve Salgınlar

19ncu yüzyıla kadar içme suyu, temiz ve steril değildi. Gelişmemiş şehirlere göçlerin nüfusu patlatması, tuvalet ihtiyacının sokaklara atılması, hayvan ölülerinden geçen hastalıklar sebebiyle şehir suları da salgınlara sebep olmaktaydı. Milyonlarca insanın etkilendiği birçok salgında, bugünlerde yaşadığımız gibi temizlik ön plandaydı. Ayrıca tüketim ve kullanım amaçlı su kaynağı yetersizliği de başka bir dertti.

Bir örnek vermek gerekirse, herhangi bir evde banyo yapılacağı zaman büyük bir fıçı içerisine sıcak su dolduruyordu. Evin erkeği temiz suda yıkanma hakkına sahipti, ondan sonra evin diğer erkekleri ve oğullar sonra kadınlar sonra diğer çocuklar ve en son bebekler aynı suda yıkanılmaktaydı. O su ne kadar kirli hale geliyordu bir düşünün ki içerisinde bir şey kaybetmek gayet mümkündü. Hatta, ‘Don’t throw the baby out with the bathwater.’ (Bebeği banyo suyuyla birlikte atmayın) İngilizcede bir deyim olarak kullanılmaktadır.

Böyle bir ortamda su tüketmek hiç mantıklı değildi. O sebeple, üretilmiş düşük alkollü ve suya göre streil olan biralar masaya konulmaktaydı. Ailenin tüm fertleri, yasal içki tüketimi yaşını doldurmuş olmasa bile bu içecekten tüketmekteydi, yani çocuklar bile ailelerin yanında table beer içmekteydi. Bu bira %1 alkol oranına sahip ve ekmek gibi besleyici özelliği bulunan bir malt içecekti. Denizciler, liman işçileri oldukça fazla bira tüketen mesleklerdendi, susuzluk ihtiyacını bu birayla gidermek gün içerisinde olası sarhoşluğa da engel olmaktaydı. Belçika’da tafelbier, İngiltere’de small beer olarak da geçen bu stil içerisindeki hammadde oranı düşük olması sebebiyle hem vergisi düşük (bira vergisi ürün fiyatına stile göre dahil edilmekteydi.) hem de fiyat olarak bütün kesimlerin alabileceği düzeydeydi. Okullarda, minyon çocukların gelişmesi için önerilmekte, İngiltere’de Eton, Winchester ve Oxford gibi büyük okulların kendi breweryleri olduğu tarihte bilinmektedir.

Günümüzde birçok kişinin bağışıklık artırıcı olarak kullandığı betaglukan bulunduran takviyeler var. Betaglukan adlı madde en çok buğday,arpa ve yulaf gibi ürünlerde bulunmakta ve doğal olarak da birada da betaglukan var. Buradan yola çıkarak düz mantıkla o dönemin table beer adlı düşük alkollü birası birçok açıdan sudan çok daha yararlı bir içecekti.

Evden çıkamadığımız, sürekli steril olmaya çalıştığımız, biraz da geçmiş salgınları ve insanlığın zor dönemlerini bize hatırlatan bu günlerde keyifli okumalar dilerim, birayla kalın..

77 görüntüleme

Yazılarımdan email ile haberdar olun.